İsmet Berkan ne zaman gidecek merakla bekliyorum.
radikal’in bir süredir hiçbir şey söylemeyen yayın yönetmeni. doğan medya çizgisinde bir işlevi kalmadı. göbeğini de alıp gitmeli. radikal murat yetkin gazeteciliğinden ibaret artık. bir de ayrı kulvarda radikal iki.
Berkan’ın 28 şubat döneminde yıldızı parlamıştı, o zamanlar anlatacakları vardı, yayın grubunun radikal demokrat kanadından sorumlu idi. Ama şimdi radikal’in taraf’ın yanında marjinalize olmasında payı büyük.
özkök’ün gidişi ardından, “özkök kendini yenileyemedi, toplumun nabzını tutamadı, ergenekon’da hükümeti daha açıktan desteklemesi gerekirdi”, diye yazdı.
berkan’ın anlamadığı şu: ortada toplum diye bir şey kalmadı ki, özkök nabzını tutabilsin. özkök sonuçta kuşağı ve çevresi adına bir tercih yaptı, doğan gazetelerinde yazan pek çok arkadaşı gibi…
Berkan zaten gazeteci olarak çok parlak değildi, şimdi söyledikleri de önemsizleşti. hasan cemal hepsi adına konuşmuyor mu, yetmez mi?
Bu aralar “zinde kuvvet” lafını biraz sıkça kullanır oldum, düşününce biraz anlamlı da geldi. Aslında bununla demek istediğim “politik toplum”dan başka bir sey değil. Bilindiği gibi zinde kuvvet lafı 1960’ların siyasal jargonundan kalma. Belki geçmişi de vardır ama politikada etkili kesimleri, somut olarak da 60’ların Türkiyesinde ordu, gençlik, aydınlar ve belki o zaman için işçi sınıfının bir kesimini de ifade ediyor. Şimdi kimler bu zinde kuvvetler? Neyse… bu soru bi yana, siyaseti böyle düşünmek demokrasi dediğimiz şey her ne ise onun yarattığı bir ilüzyondan kurtarıyor bizi. Bu ilüzyon şudur: Her birey, belli bir toprağın üzerinde yaşamak yani varolmak nedeniyle otomatik olarak politik kabul edilir ve genel oy hakkı bu varsayımın en somut halidir. Elbette bireylerin politika yapma hakları bir sürü yasa ile mümkün kılınır ama bunun en çok göründüğü an elbette seçimlerdir. Bu esasında güçlü bir ilüzyondur çünkü, bir kere o ülkede yaşayan bir ...
Yorumlar