ey yolcu!!

ufak tefek şeyler
de olsa bu aşağıdakiler
bir güvercin yuvasına
bırakılmayı hakederler

12 Şubat 2009 Perşembe

açık pozisyon

her ne kadar bitiremesem de, “taze taze” listesine eklediğim, “açık pozisyon” isimli kitabı tavsiye etmekten kendimi alamıyorum. kitap 1990’larda kimi bankaların hazine bölümlerinde çalışmış, giderek genişleyen finans piyasasının altından girmiş üstünden çıkmış birinin anı-değerlendirmelerini içeriyor. ancak bunu türkiye’de pek yaygın bir yazı türü olduğunu söyleyemeyiz. insanlar herhalde emekli olmadan ya da ondan sonra bile iş hayatları ile ilgili samimi düşüncelerini yazmak istemezler. yazar müstear isimlerle bu sorundan kurtulmuş.
işin sosyolojisine merak duyanlar için hayli ilginç. yırtık/zeki/matematiği kuvvetli gençler, hırslı bankacılar, patronlar, patronların güvenilir adamları ve daha pek çokları. zekasını paraya çevirenler… elbette asıl kazananlar patronlar oluyor, ama elbette kırıntılarını da bu parlak gençlerle paylaşıyorlar.
yazar kendi kuşaklarının ne 68’ kuşağı gibi “heyecanlı”, ne de sonraki kuşaklar gibi de “kendine yabancı” olduğunu, ama “adam olmaya çalıştıklarını” söylüyor. Tam da bu laf üzerine ve “kuşak” lafı üzerine düşünürken, otobüs taksime geldi. Otobüsten indim, yürüdüm, ve aniden birşey farkettim. Kitap cebimde yoktu. Dönüp boş otobüse baktığımda da bulamadım: işte kitabı bitiremememin gerekçesi.
sonunu göremesem de - ki kitabı yeniden satın almak istemiyorum, ilk fırsatta bir kitapçıya gidip kalan 20 sayfaya “göz atmayı” düşünüyorum - şunu tahmin edebiliyorum: kapalıçarşıya onyıllarını vermiş eskilerden bir esnaf, yuzuf goz’un türkiye’de piyasa neslinin doğuşunu 1990’lardan başlattığını görünce bozulacak, hay allah, biz ne yapıyoduk o kadar zaman peki, saklambaç mı oynuyoduk, diye soracaktır…

9 Şubat 2009 Pazartesi

aysun kayacı haklı mı yoksa?

ya aysun kayacı için herşey söylenebilir de, malum oldu kıza galiba. benim oyumla, çobanın oyu aynı mı olacak yani, diye mızmızlandığında küçümsedik. ama hata yapmışız.

ne kadar çok oysa böyle düşünenler. ben en parlak okullarda sosyal bilim okuyan iki arkadaşımdan benzer şeyler duyunca oturup düşündüm valla. biraz da korktum. yani kimse açıkça söylemiyor da, bi şekilde anlıyosunuz.
yani kesin konuşmayayım ama böyle düşünen okumuşların sayısı memlekette geometrik olarak artacak gibime geliyor…
ne olacak bu demokrasinin hali diye sorasım geliyor? bu millet bol geliyor, dar geliyor derken, sıkılıp atacak mı bu gömleği üzerinden? sadece soruyorum, ben liberalizm, modernizm kılıklı bu otokratik eğilimleri çok ciddiye alıyorum artık…