ey yolcu!!

ufak tefek şeyler
de olsa bu aşağıdakiler
bir güvercin yuvasına
bırakılmayı hakederler

31 Ağustos 2011 Çarşamba

okumaya devam ettik...

Oku, dediler; okuduk:


- Roportaj Yazarliginda 60 Yil, Yasar Kemal, Yapi Kredi Yayinlari.


Yasar Kemal sevenler, sosyal bilimciler ve gazetecilikle ilgili guzel ornek isteyenler icin ideal. Ben sahsen Kemal’in roportajciligini bilmiyordum. 1950’lerde saniyorum Cumhuriyet icin yaptigi roportajlar toplanmis. Antep kacakcilari, ormancilar ve orman koyluleri, istanbul’daki lufer akini ve daha baska konularda yazilmis enfes oyku/haberler aslinda bunlar. Kemal, 1. roportajciligin “bal gibi” edebiyat oldugunu, 2. roporajcilik ihmal edildigi icin Turkiye’de gazeteciligin geri kaldigini, 3. buna karsin batida gazeteciligin gitgide roportaj gazeteciligine donustugunu soyluyor. Bir de haberin ozune inmenin, insanlari/olaylari edebiyat yoluyla yeniden yaratmaktan gectigini.


Turk basini ofke, siddet, irkcilik, abarti, yuzeysellik ve cehaletle dopdolu. Soluk almak icin bunu okuyun.


- Yeraltinda Bes Yil: 12 Eylul Anilari, Yasar Ayasli.


Oguzhan Muftuoglu’ndan sonra Yasar Ayasli da yazdi. Solun en radikal orgutlerinden birinin yoneticisinden 12 Eylule karsi direnis anilari. Ayasli, “tek kursun sikilmadan 12 Eylule karsi yenildik” ya da “direnis olanaksizdi” tezlerine karsi yazmis. Direnmek mumkundu ve biz direndik, diyor kisaca. Oldukca oznel ve delice oldugu soylenebilir ve kitabin tezleri tartismali, ama kimi insanlarin en acimasiz kosullarda nasil da cesaretle davasina sahip cikabildigini gostermesi acisindan carpici. Ayasli’nin kalemi de iyi, iyi bir direnis edebiyati kitabi cikmis. Baska acilardan daha fazla sol tarih biyografileri bekliyoruz.

21 Ağustos 2011 Pazar

Uzun sonbahar...

- baris cogu zaman tercihten degil zorunluluktan dogar. gidis oraya.


- iki dusman ancak birbirilerinin gucunu ya da gucsuzlugunu ferkettiklerinde barisirlar. bi taraf kendini daha guclu hissediyorsa savas bitmemistir.


- turk halki ekseriyetle hafizasizlikla malul oldugundan 90’lari unuttu. tekrar hatirlamadan baris olmaz, meselenin ozu budur.


- mesele savas mi baris mi degil, kurtleri diz cokturtmektir. iste ondan sonra majestelerinin barisi gundeme gelecek.


- ortada bu kadar savas isteyen adam ve kadin varken, baris olmaz ki!


- muhtemelen son ve buyuk carpisma olacak bu sonbahar. yani, UZUN SONBAHAR! 


- nereye mi kadar? herkes, ape musa’nin dedigi gibi, “xwede, edi bese lo!” diyene kadar.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

gece kutuphanesi

gece her daim acik olan bir kutuphane fena mi olurdu? uykusu kacan ademogullari bir yuruyuse cikar sonra orda huzura kavusur uc bes sayfa okurlardi… ahh ah.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Akip gider, uzun surmez mutlulugu kotulerin…

Proust, Swann’larin Tarafi