sahi ciddi iktisatçıların artık sahaya çıkma zamanı gelmedi mi?
popüler iktisat tartışmalarının akat/gökçe/berksoy kliğinin domine ettiği, az bilgi-bolca ideoloji-bolca belagat merkezli analizlerden kurtarılmasına ihtiyaç var.
marksistlerin (ki çoğu ankara’da) daha üretken olmasını, mainstream iktisatçıların (radikal’de fatih özatay gibi) daha somuta yönelmelerini ve anlaşılır olmaya çalışmalarını istiyoruz, az da olsa öz olsun diyerek konuşmalarını bekliyoruz.
İktisatta bilimsel analizle ideolojinin nerede karıştığı nerde ayrıldığı zaten belli degildir, ama bu dengeye yarı-akademik, allaha emanet analistlerin kurşun sıkmasını görmek insana acı veriyor.
ciddi iktisatçıları sahalarda görmek istiyoruz.
ps. mainstream iktisata her daim burun kıvıran “derin” marksistlere de, az arrogance-çok iş diyoruz.
Bu aralar “zinde kuvvet” lafını biraz sıkça kullanır oldum, düşününce biraz anlamlı da geldi. Aslında bununla demek istediğim “politik toplum”dan başka bir sey değil. Bilindiği gibi zinde kuvvet lafı 1960’ların siyasal jargonundan kalma. Belki geçmişi de vardır ama politikada etkili kesimleri, somut olarak da 60’ların Türkiyesinde ordu, gençlik, aydınlar ve belki o zaman için işçi sınıfının bir kesimini de ifade ediyor. Şimdi kimler bu zinde kuvvetler? Neyse… bu soru bi yana, siyaseti böyle düşünmek demokrasi dediğimiz şey her ne ise onun yarattığı bir ilüzyondan kurtarıyor bizi. Bu ilüzyon şudur: Her birey, belli bir toprağın üzerinde yaşamak yani varolmak nedeniyle otomatik olarak politik kabul edilir ve genel oy hakkı bu varsayımın en somut halidir. Elbette bireylerin politika yapma hakları bir sürü yasa ile mümkün kılınır ama bunun en çok göründüğü an elbette seçimlerdir. Bu esasında güçlü bir ilüzyondur çünkü, bir kere o ülkede yaşayan bir ...
Yorumlar