1. bu dünyayı gerçekten anlayan tek kişi cinayet şubesinden başkomiser behzat ç.’dir. “saçma sapan konuşma”, halihazırda edilebilecek tek anlamlı laftır, ki siz hesab edin herseyi ne kadar anlamsız olduğunu.
2. ingilterede ucuz olan bazı şeylerin (porte şarap ve bbq sos gibi) türkiye’de neden bu kadar pahalı olduğu sadece klasik ticaret teorileri ile açıklanamayacak kadar ilginç bir sorundur.
3. türkiye’de efes nasıl olup da bira piyasasını domine edebilmektedir, iktisat tarihçileri ilerde bu soruya yanıt arayacaktır..
4. ermeni şarkıları içlidir, kürt şarkıları içlidir, ama türk şarkıları da içlidir.
5. sezarın hakkı sezara. ittihatçılar kuyuya bir taş attılar yüz senedir çıkaramadık, helal olsun valla!!
6. 20 sene sonra, hasan cemal yaşarsa, allah gani gani ömür versin, gene bir özeleştiri kitabı yazması hayli mümkündür ve bu cihetten bakınca şu anda söylediklerinin fazla ciddiye alınmaması gerekir.
7. son yılların en büyük sürprizi, idris küçükömer’n bu kadar ciddiye alınmasıdır.
8. solcular içli ve kalbi temiz insanlardır. sağcılar arasında kalbi temiz insanlara rastlanabilir.
9. türkiye hiçbir şeyin anlamsız olmadığı bir cehennemdir.
10. türkiye bir cennetse herşeyin anlamsız olduğu peşinen kabul edilmelidir.
11. devrimciler 150 senedir sadece dünyayı değiştirmye çalıştılar, oysa asıl önemli olan önce onu biraz anlamaktır.
Bu aralar “zinde kuvvet” lafını biraz sıkça kullanır oldum, düşününce biraz anlamlı da geldi. Aslında bununla demek istediğim “politik toplum”dan başka bir sey değil. Bilindiği gibi zinde kuvvet lafı 1960’ların siyasal jargonundan kalma. Belki geçmişi de vardır ama politikada etkili kesimleri, somut olarak da 60’ların Türkiyesinde ordu, gençlik, aydınlar ve belki o zaman için işçi sınıfının bir kesimini de ifade ediyor. Şimdi kimler bu zinde kuvvetler? Neyse… bu soru bi yana, siyaseti böyle düşünmek demokrasi dediğimiz şey her ne ise onun yarattığı bir ilüzyondan kurtarıyor bizi. Bu ilüzyon şudur: Her birey, belli bir toprağın üzerinde yaşamak yani varolmak nedeniyle otomatik olarak politik kabul edilir ve genel oy hakkı bu varsayımın en somut halidir. Elbette bireylerin politika yapma hakları bir sürü yasa ile mümkün kılınır ama bunun en çok göründüğü an elbette seçimlerdir. Bu esasında güçlü bir ilüzyondur çünkü, bir kere o ülkede yaşayan bir ...
Yorumlar