Ana içeriğe atla

"darbe" notları

kısaca: baykal’ın düşürülüşü ve mahatma’nın yükselişi, ikinci 27 mayıs hareketidir. daha önce, radikal bir gündem değişikliği lazım demiştim, sanırım yalnız değil mişim? kim düşürdü ise eline sağlık!

siyaset bitti dediğimiz yerde herşey yeniden başladı.

soru: şu geçtiğimiz iki haftanın kitabını ilk kim yazacak?

önümüzdeki bir seneyi, siyaset bilimi öğrencileri ellerinden not defterleri ile takip etsinler. kıyasıya meydan savaşı. kalanlarımız çekirdek paketlerini hazır etsin.

önümüzdeki bir seneyi geçtiğimiz 8 seneden ayıran en önemli şey şu: ilk kez gündemi akp değil, bi başkası, yani mahatma belirleyecek. akp savunmada ve biraz da bel atı çalışacak. ipler chp’nin elinde. iyi strateji ve daha ikna edici yöntemlerle burun farkı ile kazanır.

altın vuruş: şener, sarıgül, “yeni solcular” vs.. hepsi bir hafta gereksizleşti. saflar sıklaşacak. muhtemelen en yeminli chp düşmanı liberaller (taraf vs..) dışında solcular mahatma’ya kayacak: sayısal değil, niteliksel bir gereklilik.

daha önce de dedim: türkiye hiçbir şeyin anlamsız olmadığı bir cehennemdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Berlin'de Yeni ve Eski Dalga

Berlin’de bir hayalet dolaşıyor: Türkiyeli yeni diaspora. Sevdikleri biçimde söylersek New Wave-Yeni Dalga’cılar. Bir de eskisi var elbette. Daha doğrusu, New Wave kendine yeni derken, kendinden öncekilere de eski demiş oluyor. Yeni diaspora Almanya’ya "ben senin bildiğin Türklerden değilim” diyor. Yeni Dalga eğitimli, genç ve hırslı. Eski Dalga da gençti, ancak Türkiye’nin köylerinden gelen genç köylülerdi. Bir zamandan başka bir zamana geldiler. Kimse umursamadı ama zamanı sırtlarında taşıdılar. Eski Dalganın sırtında kocaman bir kambur var, dışarıdan bakan sadece kamburu görüyor. İçerden görünen ise, Sivas, Çorum ve Varto. Yeni Dalga, aksine, zaman değil, mekan değiştirdi. Türkiye’nin millenial kuşağı Berlin’de aynı zamanı yaşadıklarını düşündükleri çocuklarla komşu oldular. Biraz daha geriye gidersek Yeni Dalga Erdoğan’ın Türkiye’sini önce beğenmedi, sonra şöyle bir silkeledi (Gezi’de), sonra da siyasetin doğuda pek kibar bir şekilde yapılmadığını farkederek, Türk...

zaman disiplini

Bakiniz salinin sallanmasi, carsambanin carsafa dolanmasi evrensel bi olaymis: "This general irregularity must be placed within the irregular cycle of the working week (and indeed of the working year) which provoked so much lament from moralists and mercantilists in the seventeenth centuries. A rhyme printed in 1639 gives us a satirical version: You know that Munday is Sundayes brother; Tuesday is such another; Wednesday you must go to Church and pray; Thursday is half-holiday; On Friday it is too late to begin to spin; The Saturday is half-holiday again.” from Time, Work-Discipline and Industrial Capitalism by E.P.Thompson

Barnes'ın domuzu

Barnes, Flaubert'in Papağanı (ya da tarihçiliğin eleştirisi): Geçmişi nasıl ele geçiriyoruz? Bunu başarabiliyor muyuz hiç? Ben tıp öğrencisiyken, bir yıl sonu balosunda bazı muzip kişiler salona her yanı yağlar içinde bir domuz yavrusu salmışlardı. Yavru domuz salondakilerin bacakları arasından geçiyor, kendini bir türlü yaklatmıyor ve ciyak ciyak da bağırıyordu. İnsanlar onu yakalayacağım diye yerlere atılıp durdular ve bu arada da kendilerini gülünç duruma düşürdüler. Geçmiş, çoğu kez bu domuz yavrusu gibi davranıyor sanki.