Ana içeriğe atla

11 tez

1. bu dünyayı gerçekten anlayan tek kişi cinayet şubesinden başkomiser behzat ç.’dir. “saçma sapan konuşma”, halihazırda edilebilecek tek anlamlı laftır, ki siz hesab edin herseyi ne kadar anlamsız olduğunu.

2. ingilterede ucuz olan bazı şeylerin (porte şarap ve bbq sos gibi) türkiye’de neden bu kadar pahalı olduğu sadece klasik ticaret teorileri ile açıklanamayacak kadar ilginç bir sorundur.

3. türkiye’de efes nasıl olup da bira piyasasını domine edebilmektedir, iktisat tarihçileri ilerde bu soruya yanıt arayacaktır..

4. ermeni şarkıları içlidir, kürt şarkıları içlidir, ama türk şarkıları da içlidir.

5. sezarın hakkı sezara. ittihatçılar kuyuya bir taş attılar yüz senedir çıkaramadık, helal olsun valla!!

6. 20 sene sonra, hasan cemal yaşarsa, allah gani gani ömür versin, gene bir özeleştiri kitabı yazması hayli mümkündür ve bu cihetten bakınca şu anda söylediklerinin fazla ciddiye alınmaması gerekir.

7. son yılların en büyük sürprizi, idris küçükömer’n bu kadar ciddiye alınmasıdır.

8. solcular içli ve kalbi temiz insanlardır. sağcılar arasında kalbi temiz insanlara rastlanabilir.

9. türkiye hiçbir şeyin anlamsız olmadığı bir cehennemdir.

10. türkiye bir cennetse herşeyin anlamsız olduğu peşinen kabul edilmelidir.

11. devrimciler 150 senedir sadece dünyayı değiştirmye çalıştılar, oysa asıl önemli olan önce onu biraz anlamaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Berlin'de Yeni ve Eski Dalga

Berlin’de bir hayalet dolaşıyor: Türkiyeli yeni diaspora. Sevdikleri biçimde söylersek New Wave-Yeni Dalga’cılar. Bir de eskisi var elbette. Daha doğrusu, New Wave kendine yeni derken, kendinden öncekilere de eski demiş oluyor. Yeni diaspora Almanya’ya "ben senin bildiğin Türklerden değilim” diyor. Yeni Dalga eğitimli, genç ve hırslı. Eski Dalga da gençti, ancak Türkiye’nin köylerinden gelen genç köylülerdi. Bir zamandan başka bir zamana geldiler. Kimse umursamadı ama zamanı sırtlarında taşıdılar. Eski Dalganın sırtında kocaman bir kambur var, dışarıdan bakan sadece kamburu görüyor. İçerden görünen ise, Sivas, Çorum ve Varto. Yeni Dalga, aksine, zaman değil, mekan değiştirdi. Türkiye’nin millenial kuşağı Berlin’de aynı zamanı yaşadıklarını düşündükleri çocuklarla komşu oldular. Biraz daha geriye gidersek Yeni Dalga Erdoğan’ın Türkiye’sini önce beğenmedi, sonra şöyle bir silkeledi (Gezi’de), sonra da siyasetin doğuda pek kibar bir şekilde yapılmadığını farkederek, Türk...

zaman disiplini

Bakiniz salinin sallanmasi, carsambanin carsafa dolanmasi evrensel bi olaymis: "This general irregularity must be placed within the irregular cycle of the working week (and indeed of the working year) which provoked so much lament from moralists and mercantilists in the seventeenth centuries. A rhyme printed in 1639 gives us a satirical version: You know that Munday is Sundayes brother; Tuesday is such another; Wednesday you must go to Church and pray; Thursday is half-holiday; On Friday it is too late to begin to spin; The Saturday is half-holiday again.” from Time, Work-Discipline and Industrial Capitalism by E.P.Thompson

Barnes'ın domuzu

Barnes, Flaubert'in Papağanı (ya da tarihçiliğin eleştirisi): Geçmişi nasıl ele geçiriyoruz? Bunu başarabiliyor muyuz hiç? Ben tıp öğrencisiyken, bir yıl sonu balosunda bazı muzip kişiler salona her yanı yağlar içinde bir domuz yavrusu salmışlardı. Yavru domuz salondakilerin bacakları arasından geçiyor, kendini bir türlü yaklatmıyor ve ciyak ciyak da bağırıyordu. İnsanlar onu yakalayacağım diye yerlere atılıp durdular ve bu arada da kendilerini gülünç duruma düşürdüler. Geçmiş, çoğu kez bu domuz yavrusu gibi davranıyor sanki.