Ana içeriğe atla

açık pozisyon

her ne kadar bitiremesem de, “taze taze” listesine eklediğim, “açık pozisyon” isimli kitabı tavsiye etmekten kendimi alamıyorum. kitap 1990’larda kimi bankaların hazine bölümlerinde çalışmış, giderek genişleyen finans piyasasının altından girmiş üstünden çıkmış birinin anı-değerlendirmelerini içeriyor. ancak bunu türkiye’de pek yaygın bir yazı türü olduğunu söyleyemeyiz. insanlar herhalde emekli olmadan ya da ondan sonra bile iş hayatları ile ilgili samimi düşüncelerini yazmak istemezler. yazar müstear isimlerle bu sorundan kurtulmuş.
işin sosyolojisine merak duyanlar için hayli ilginç. yırtık/zeki/matematiği kuvvetli gençler, hırslı bankacılar, patronlar, patronların güvenilir adamları ve daha pek çokları. zekasını paraya çevirenler… elbette asıl kazananlar patronlar oluyor, ama elbette kırıntılarını da bu parlak gençlerle paylaşıyorlar.
yazar kendi kuşaklarının ne 68’ kuşağı gibi “heyecanlı”, ne de sonraki kuşaklar gibi de “kendine yabancı” olduğunu, ama “adam olmaya çalıştıklarını” söylüyor. Tam da bu laf üzerine ve “kuşak” lafı üzerine düşünürken, otobüs taksime geldi. Otobüsten indim, yürüdüm, ve aniden birşey farkettim. Kitap cebimde yoktu. Dönüp boş otobüse baktığımda da bulamadım: işte kitabı bitiremememin gerekçesi.
sonunu göremesem de - ki kitabı yeniden satın almak istemiyorum, ilk fırsatta bir kitapçıya gidip kalan 20 sayfaya “göz atmayı” düşünüyorum - şunu tahmin edebiliyorum: kapalıçarşıya onyıllarını vermiş eskilerden bir esnaf, yuzuf goz’un türkiye’de piyasa neslinin doğuşunu 1990’lardan başlattığını görünce bozulacak, hay allah, biz ne yapıyoduk o kadar zaman peki, saklambaç mı oynuyoduk, diye soracaktır…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Berlin'de Yeni ve Eski Dalga

Berlin’de bir hayalet dolaşıyor: Türkiyeli yeni diaspora. Sevdikleri biçimde söylersek New Wave-Yeni Dalga’cılar. Bir de eskisi var elbette. Daha doğrusu, New Wave kendine yeni derken, kendinden öncekilere de eski demiş oluyor. Yeni diaspora Almanya’ya "ben senin bildiğin Türklerden değilim” diyor. Yeni Dalga eğitimli, genç ve hırslı. Eski Dalga da gençti, ancak Türkiye’nin köylerinden gelen genç köylülerdi. Bir zamandan başka bir zamana geldiler. Kimse umursamadı ama zamanı sırtlarında taşıdılar. Eski Dalganın sırtında kocaman bir kambur var, dışarıdan bakan sadece kamburu görüyor. İçerden görünen ise, Sivas, Çorum ve Varto. Yeni Dalga, aksine, zaman değil, mekan değiştirdi. Türkiye’nin millenial kuşağı Berlin’de aynı zamanı yaşadıklarını düşündükleri çocuklarla komşu oldular. Biraz daha geriye gidersek Yeni Dalga Erdoğan’ın Türkiye’sini önce beğenmedi, sonra şöyle bir silkeledi (Gezi’de), sonra da siyasetin doğuda pek kibar bir şekilde yapılmadığını farkederek, Türk...

Barnes'ın domuzu

Barnes, Flaubert'in Papağanı (ya da tarihçiliğin eleştirisi): Geçmişi nasıl ele geçiriyoruz? Bunu başarabiliyor muyuz hiç? Ben tıp öğrencisiyken, bir yıl sonu balosunda bazı muzip kişiler salona her yanı yağlar içinde bir domuz yavrusu salmışlardı. Yavru domuz salondakilerin bacakları arasından geçiyor, kendini bir türlü yaklatmıyor ve ciyak ciyak da bağırıyordu. İnsanlar onu yakalayacağım diye yerlere atılıp durdular ve bu arada da kendilerini gülünç duruma düşürdüler. Geçmiş, çoğu kez bu domuz yavrusu gibi davranıyor sanki.

Portreler: Sırrı Süreyya Önder

Sırrı Süreyya Önder Meclis kürsüsünden hafif yana kaykılmış kabadayı duruşuyla, bir kısım tüccar ve eski bürokrata verdiği kısa sosyoloji dersini ‘bunları bir değerlendirin’ diye bitirdiğinde zaman sanki bir an duruverdi. O an kendimizi son iki yüzyıla damga vurmuş bütün sosyal kargaşaların bir özetini izlerken bulduk: Tarihi haklılığına inancından başka kaybedecek bir şeyi olmayan devrimcinin egemen sınıfı küçümseyişi, vakarı ve haklı gururu. Yine meclis konuşmalarının satır aralarına sıkıştırdığı ‘mesele sınıfsaldır’ lafı tarih meleğinin bize göz kırpışı mı, ölülerimize gönderilen bir selam mı? Hiç tanımadığımız ama çok özlediğimiz uzak akrabamız: Onu çok bekledik. Marksist teori ile halk deyişlerini ve de Saidi Nursi’nin kıssalarını aynı potada eritebilen, ve ancak bunu yaparken hile yapıyor gibi görünmeyen. Sırrı hiç okula gitmedi. Neşesini, parıltısını ve anlayış derinliğini koruyabilmesi bundan.