ey yolcu!!

ufak tefek şeyler
de olsa bu aşağıdakiler
bir güvercin yuvasına
bırakılmayı hakederler

21 Şubat 2015 Cumartesi

Küçük bir Whiplash notu

Whiplash evrensel bi hikaye anlatıyor: Artistik yaratıcılıkla ilgili, mükemmellik duygusuyla ilgili, ve belki şeytanla ilişkimizle ilgili: Sahi Mr. Simmons karizmatik ve cool bir şeytana benzemiyor mu? Balzac günde 3 saat uyuyup, 30 fincan kahveyi sadece çok borcu olduğu için değil (tamam o da var) ama aynı zamanda deli olduğu için de içiyordu. Burda delilik şeytanın insanı tanrı olduğuna ikna etmesi anlamına geliyor. O düzeyde edebiyatçı, müzisyen ve ressamın muhtemelen tanrı değilse bile ona benzer bir şey olduklarını düşündüklerini düşünmemizi destekleyecek çok örnek var.

Whiphash belki haklı olarak neo-liberalizm çerçevesinde okunuyor. Ancak unutmayalımn eoliberalizmin kapitalizmle alakasını unutmayın. Elbette piyasa fetişizmi son 30 yılda biraz (!) abartıldı, ama bu açıdan özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından bu güne net bir çizgi çekebiliriz: Son iki yüzyılı düşünürken Piketty'nin eşitsizlik eğrisi hep aklınızda olsun! Dolayısıyla, eğer sanatçılık mesleğinin çalışma koşulları, başarı, rekabetçilik vs açısından düşüneceksek Whiplash'in anlattığı muhtemelen bir kaç yüzyıllık bir kapitalizm hikayesi.

Tamam elbette, bugün etrafınıza baktığınızda başarıya odaklanan ve deli gibi çalışan pek çok müzisyen ya da sanatçı için meselenin bir kariyer meselesi olduğu göreceksiniz: Mesela olağan şüpheli Orhan Pamuk. Ancak Marx'ın esinlenerek diyelim ki, işte bu lanet olası kapitalizm evrensel hikayeye yeni bir boyut katıyor: Sanatçının sınırsız tutkusunu da şeyleştiriyor, çok spesifik biçimlerde tanımlıyor, objektif kriterlere bağlıyor.

Sanırım biri, tıpkı eski filmlerin güncel uyarlamalarının yapılması gibi, Whiplash'in tarihi bir uyarlamasını yapsa güzel bi hikaye çıkar...



Hiç yorum yok: